OTELLERDE YÖNETİCİ PROBLEMLERİ![]()
Bu yazı, aklı başında, işini ve ne yaptığını bilen, gerekli bilgi ve tecrübeye sahip liderlik vasıfları olan, başarıyı paylaşan, başarısızlığı üstlenen yöneticileri/genel müdürleri ilgilendirmemektedir... Onlar okumasınlar... çünkü onların ekibinde bulunmak, birlikte çalışmak, destek olmak her kese haz verir..
Aşağıda özelliklerini sıralamaya çalıştığımız tipte hazımsız yöneticiler için ise yukarıda söylediklerimizin tam tersini söylemek mümkündür...
İşte hazımsız, yeterli bilgi ve beceriye sahip olmayan, liderlik yeteneği olmayan yöneticilerin sergiledikleri davranış biçimleri;
- Departman müdürlerinden ziyade alt kadrodaki elemanlarla, şeflerle muhatap olur,
- Dedikoduya önem verir. Lafa bakar, kim onun için ne diyor diye devamlı merak eder/düşünür,
- Ona laf taşıyan, yalan yanlış dedikodu yapan elemanlara zam yapar, terfi ettirir, dedikodularla onu beslediklerinin farkında değildir,
- Önüne gelen personeli sudan sebeplerle azarlar, aşağılar,
- Otelde çalışan hanım personele asılıp, sarkıntılık etmeye çalışır, kendini ret edilemez sanır,
- Personel, şef ve departman müdürlerini bilgili oluşlarına göre değil, ona gösterdikleri aşırı saygı ve yalakalıklarına göre ölçer ve değerlendirir.
- Bir personel, şef ya da departman müdürü herhangi bir şey sorduğunda, şayet bilmiyor ise "Böyle basit şeyleri bana sormayın" diye tersler, "Bilmiyorum, hep beraber araştıralım." demeyi göze alamaz,
- Otelin imkanlarını kendi şahsi işleri için kullanır,
- Oteli zamparalık yapma yeri gibi görür,
- Otele kadın arkadaşını getirir ve en ucuz fiyat verilen seyahat acentesi üzerinden geçirir, acentenin bundan haberi bile olmaz.
- Şahsi menfaat sağlamak için satış, satın alma, ön büro ve mali işler birimlerine despotça baskı yapar, yedirebildiği ölçüde...
- Mevcut kadroyu kendi tanıdığı ve rahat hareket edeceği kadrolarla doldurmaya çabalar,
- Personel, şef ve müdürlerin arkasından Alicengiz oyunları oynar,
- Personel arasında ikilik ve çekişme yaratır,
- Müdür ve şefleri, haftalık/günlük müdürler toplantısında herkesin içinde azarlar, aşağılar,
- Kendi egolarını tatmin etmeyi her şeyin üstünde tutar,
- Kendini otelin sahibi gibi görür,
- Satıcılarla ilgili ekibiyle birlikte değil de yalnız görüşmeyi yeğler, şahsi menfaat sağlamaya çalışır, satın alma birimlerini menfaatleri doğrultusunda yönlendirmeye çalışır,
- Otelde program yapacak sanatçılarla da aynı şekilde yalnız görüşür, 3 e anlaştıysa kontrata 4 yazar... Sanatçı yeterli müşteri toplayamamışsa bile çalıştırmaya devam eder,
- Canlı müzik programlarının olduğu zamanlarda, eş, dost, akraba ve arkadaşlarıyla beraber sahnenin en ön masasında oturur. Sabaha kadar yer içer, sanatçıya şampanya gönderir,
- Otel dışında arkadaşı ile beraber başka restoran ve gece klüplerinde yer, içer, eğlenir, faturasını öder, arkasını "Basın ağırlanmıştır." diye imzalayarak muhasebeden parasını alıp gider yazılmasını ister,
- Sabah 09:00 da işinin başında olmaz, öğlene doğru işe gelir,
- Otel içinde dolaşırken, geçtiği yerlerdeki görevli personele, "Günaydın arkadaşlar, kolay gelsin, işler nasıl gidiyor" demeyi çok görür,
- Departmanlar arası vuku bulan ihtilaflarda tarafsız davranmaz, işine geldiği gibi davranır,
- Patronların etrafına koza örerek hiç kimse ile görüşememelerine sebep olur,
- Yaptıklarının patronun kulağına ve/ya yönetim kuruluna ulaşmaması için yandaşlarıyla beraber çok sert tedbirler alır,
- Tüm çalışanlara patronun arkadaşı olduğunun izlenimini yaratır,
- İşine geldiği gibi zam yapmaya çalışır,
- Her sezon başka bir otele kapağı atmaya çalışır,
- Oteli pazarlamaz/pazarlayamaz,
- Personeli motive etmez,
- Başarıyı paylaşmaz, başarısızlığı üstlenmez,
- Kaliteli departman müdürlerini, şefleri tasfiye etmeye uğraşır,
- Yapılan hataları düzeltmekten ziyade cezalandırır,
- Alt kadrosundaki departman müdürlerinin kendi aleyhine çalıştığını zanneder,
- Kendine güveni yoktur, olmadığı için de kimseye güvenmez,
- Patron ya da üst düzey yöneticiler için gıyabında "benim çok samimi arkadaşım o" der, fakat geldiklerinde el pençe divan etraflarında döner,
- Kendi paçasını kurtarmak için patronu ve/ya üst düzey yöneticileri sürekli yanıltmaya çalışarak zaman kazanmaya bakar,
- Ne kendisine ne de başkasına karşı dürüst değildir,
- Personeli, şefleri, departman müdürlerini itip kakarak eşya muamelesi yapar ve herkesi yıldırır,
- İşletmenin likit kaynaklarını ihtiyatlı kullanmak istemez, fütursuzca tüketmeye çalışır. ikaz eden, ihtiyatlı olmaya davet eden mali işler müdürlerinin kendine düşman olduğunu düşünür,
- Personele, şeflere, müdürlere küser, onlarla hiç konuşmaz, hatalarını görünce ikaz etmekten ziyade işten atmaya uğraşır,
- Tekdir de etmez, taktir de etmez,
- Patronlara ya da yönetim kurulu başkan ve üyelerine sürekli alt kadrosundaki eleman, şef ve departman müdürlerini kötüler, şikayet eder, sadece kendini iyi ve vazgeçilmez olarak göstermeye çalışır,
- Kendi alternatifi olabilecek bilgili ve kaliteli departman müdürlerinin otelde görevli olması onu çileden çıkarır, uykularını kaçırır, kurtulmak için onlara başka otellerde daha üst görevlerde/mevkilerde yada daha iyi ücretle iş bulup kendinden, dolayısıyla başında bulunduğu otelden uzaklaştırmaya çalışır,
- Kararsızdır, inisiyatif kullanamaz, yapılan hataları hep personeline mal eder,
- Sadece kendini mükemmel olarak görür,
Daha bir sürü örnek sayılabilir... onları da yorumcu arkadaşlar tanık oldukları kadarıyla ilave etsin...
Bu tipte yönetici davranışlarının neticesinde, daha önceki "Otelde yanlış yönetimden kaynaklanan olumsuz personel davranışları" yazımızda belirttiğimiz, olumsuz personel davranışları ister istemez ortaya çıkar. Yani Personelin olumsuz tutumlarının bir sebebi vardır. Peki hangi sebebin sonucunda yukarıda sıralamaya çalıştığımız yönetici davranışları ortaya çıkar? Bence sebep yine bu tip yöneticilerin kendileridir... Kendileriyle barışık olmayan, kendini yeterli görmeyen, kendi yetersizliği ortaya çıkacak diye korkulu rüya gören, basiretsiz ve kabiliyetsiz yöneticilerin bulunduğu mevkileri hazmedemeyişlerinden kaynaklanmaktadır... Genellikle bu tip yöneticiler, bilgisizlikleri ve beceriksizlikleri anlaşılıp Patron ya da üst yönetim tarafından, kovuluncaya/işten atılıncaya kadar koltuklarına sımsıkı yapışırlar, ve bu zaman zarfında aşağıdan gelecek tehlikeye karşı, alt kadrolarını (şef ve müdürler) her zaman iş bilmez ve yalaka ve her şeye evet diyen kişilerden oluştururlar...
Hesap edemedikleri tek şey yukarıdan gelecek tehlikedir.. O da, günü gelince (genellikle her nedense biraz geç olur ama) başlarına Demokles'in kılıcı gibi iner... "Acaba ben nerede hata yaptım?" diye düşünmeyip kendi başına gelenin kabahatini dahi alt kadrosunda aramaya devam ederler...
İşi biliyorsanız ve bunun yanında iyi ve adil bir yöneticiyseniz personeliniz/alt kadronuz size canla başla çalışır, çünkü personel bilir ki elde edilecek başarıda kendinin de payı olduğu ona bir şekilde hissettirilecektir, fakat işi bilmeyen bir yöneticiyseniz ve bunun yanında dürüst ve adil de değilseniz, personel de sizi elinden geldiğince parmağında oynatmaya çalışacaktır.. Atalarımız ne güzel söylemiş "Yağmura göre ürün olur" veya "Ne ekersen onu biçersin" ya da "Rüzgar eken fırtına biçer" diye...
Bu tip yöneticilerden kaynaklanan fırtınaların estiği işletmelerde suların durulması, daha sonra gelecek yöneticinin kabiliyet, kişisel özellik, liderlik vasfı, bilgi, beceri ve tecrübeleriyle doğru orantılıdır. Bu süreç bazen çok uzun bir zaman alabilir...
Bu tip yöneticilerin köşe başlarını tuttuğu, otel işletmelerinin sahipleri olan tüm patronların ve iş adamlarının, eğitimli, iş bilen, yönetici ve liderlik vasfı yüksek, ekibine önder olabilecek, karar verme ve inisiyatif kullanma yeteneği yüksek yöneticilerle çalışmalarını temenni ederim...
SON SÖZ; Her kes bildiğini yapar, bilmediğini, kim, nasıl yapsın... Ama yine de benim tavsiyem; personelinizin (şefler ve departman müdürleri dahil) yanlışlarını düzeltin, bilmediklerini öğretin, siz de bilmiyorsanız hep birlikte araştırıp öğrenin... Hala bunları yapamıyorsanız, bir tekel bayisi açıp tek başınıza işletin, başta siz olun personel de...
12/07/2006
Adnan Şişman.
Ahmet Güler Friday, September 8, 2006 6:59 PM
Sevgili Adnan
Kardeşim,
Yazdıklarına tamamıyla katılıyorum.12 senedir yabancı bir firmada ilaç
mümessiliyim ve aynı durumlar bu sektörde de mevcut,sanıyorum dünyanın gidişi
tamamen bu yöne...
Geçen zamana karşı hala dik durabilen arkadaşlara selam olsun.....
Hakan Yorumez
Friday, September 8, 2006 11:23 PM
Mukemmel bir
anlatım..
9 senedir turizm - otel isleri ile ugrasıyorum.. Yasadıklarımızı bu kadar
güzel
anlatmenız takdire sayandır..
Tesekkur ederim..!
Aşkın TÖREN Saturday, September 9, 2006 7:10 AM
Değerli okuldaşım,bu bölüme "yorum" eklemeyi çok isterdim ama o kadar doğru,
gerçekçi tespitler
yapmışsın ki , bizlere yazacak bir şey maalesef bırakmamışsın.
Önceki yazıların gibi bu yazmış olduğun yazı da çok başarılı bence.
Başarılı araştırmalarının ve yazılarının devamını dilerim , Saygılar...
Sevim Saturday, September 9, 2006 8:23 AM
Çok doğru tesbitler yapmışsınız.Kesinlikle katılıyorum.
İsmihan Eke
Saturday, September 9, 2006 9:21 AM
Yukarıda saydığınız eleştirilerin birçoğu ile karşılaştım otelde
çalışırken. Bu nedenle kendi işimi kurdum, daha rahatım.
Ali Rıza NESNE
Saturday, September 9, 2006 11:00 AM
Değerli
okuldaşım,yaptığınız tarif ve yoruma eklenecek hiç bir şey yok
ağzınıza sağlık
Sabri Aydın
Monday, September 18, 2006 1:00 PM
Yorum yok,daha ne denebilirki. Elinize ve kaleminize sağlık ama tüm bu anlattıklarınızı
değiştirmek için bir şeyler yapmak lazım. malesef piyasa yukarıda anlattığınız insan ve
yöneticilerle
alabildiğine dolu. Sevgiler ve başarılar
Cetin Monday, October 16, 2006 7:10 AM
Bu konuların
hepsini onaylamakla birlikte , hem patron olan hem de
otel müdürlüğü yapan patronlardan da bahsetmek gerek . Onlar da işin suyunu
çıkarıyor maalesef . Personel arasında mutlaka bir veya iki yalaka
barındırırlar ki duyduklarını ona anlatsın . Şef veya müdürü bile
denetleyebiliyor bu tip kişiler . Sizin müdür olarak duymadığınız şeyleri bile
daha sonra patrondan duyabilme ihtimaliniz var . Yine departman amirlerini de
bilgi ve beceriye göre değil yalakalığa göre terfi ettiriler . Yani zaten
çoğumuz yarı profesyonel patron otellerinde çalışıyoruz . Bu tip şeyleri
yaşamayan azınlıktadır . Öncelikle profesyonel olmaktan geçiyor hersey. Ama ne
yazık ki ülkemizde bu tip işletmelerde patronun mutlaka bir ofisi mevcuttur ve
oradan herkese izler denetler . Konu ile ilgili değil gibi görünse de bence
tamamen alakalı. Saygılar Çetin Koca
AYNUR TUNA Monday, April 16, 2007 11:29 AM
Bu tanıma tıpatıp
uyan biriyle çalışıyor olmam ne kadar kötü.
Sanki şu an çalıştığım yöneticiyi tarif eder gibi yazmışsınız. Kendisinin
özellikleri tıpa tıp bu yazıya uymakla birlikte eklenebilecek buna benzer
yönleri de mevcut.
11 yıldır turizm
sektöründeyim. Aslında şu an çalıştığım yönetici diğerleri
arasında bir istisna. Mesleğinde çok başarılı ve profesyonel insanlarla
çalışmış
olmam bu durumda da işimi başarıyla yürütmeme olanak sağlıyor.Saygılar
H. Y. Emre DULKAN Friday, April 20, 2007 2:48 PM
Sevgili Adnan Bey;
İnanın sizi ve sizin gibi düşünen bizleri burada bir araya getirdiğiniz için
size ne kadar teşekkür etsem azdır.
Bu yazınıza katılmamak mümkün değil ve maalesef bu yazmış olduğunuz davranış
biçimlerini, kendimize sorduğumuz "İyi Bir Yönetici Nasıl Olmalıdır ?"
sorusunun
cevabı olarak algılar ve uygularsak piyasada "Bir Numaralı Yöneticiler"
grubuna
gireriz. Böylelikle işletmemizin maliyetlerini yükseltir, iş verimini
olabildiğince düşürür,
kaynakları israf etmiş oluruz. Bu da bize "Kariyer Hedefimiz" doğrultusunda bir
başarıyı daha getirerek "Kariyer"imizde bir basamak daha yukarı çıkmamızı
(hem de çok kısa sürede çıkmamızı) sağlar. Biz kariyerimizde bir basamak yukarı
çıkarak, vatanımızın ve ülkemizin bacasız sanayi endüstrisi olan Turizm Endüstrisine
de kattığımız güzellikleri de lütfen görmezden gelmesin sayın Turizm Bakanımız.
Küçük bir hatırlatma: Görmezden gelmenin en basit yolu; gözlerimizi kapatıp uyuyor
gibi yapmaktır.