Muhasebe
öğrenmekte olan kimseler, umumiyetle bunu, esas itibariyle tatbiki olan bir
gaye ile yaparlar; Bu kimseler, muayyen bir iş
tutarı için, hangi hesapları işletmeleri
lazım geleceğini ve hangi tekniğin
kendilerine en çok malumatı vereceğini bilmek isterler. Uzun zaman, bu
neticenin temrinlerin çokluğu sayesinde temin olunmasıyla övünüldü;
Muhasebeleştirilecek mutat hadiseler, netice itibariyle, adedi oldukça
mahdut olan sınıflara dahil bulunduğuna göre, azami miktarda sınıf
nazara alınmasının ve kitapların veya
profesörün gösterdiği hal tarzlarının
hafızaya nakşedilmesinin kafi geleceği
sanılmakta idi; Bu suretle tam bir muhasebeci olunacağından emin
bulunuluyordu.
Halbuki,
nasıl hareket olunması lazım geldiğini gösteren tatbikatın, niçin böyle
hareket olunduğunu gösteren bir nazariyeye istinat etmesi lazım
geldiği aşikardır. Kafi derecede
umumi olan kaideler mevcut bulunmadığından,
muhasebe öğrenimi bir nevi mutat işler antrenmanına tereddi etmektedir; Bu
tarzda yetiştirilmiş bir tatbikatçı, hafızası onu biraz olsun aldatınca,
yahut, ani olarak, beklenmedik bir hadise
ile karşılaştığı zaman, çaresiz kalacaktır."
GABRIEL FAURE Comptabilite Generale, Sayfa 293, Paris 1927