Geri   Back

ENFLASYON MUHASEBESİ

Ülkemizde 21.1.1983 tarih ve 2791 sayılı kanunla sınırlı da olsa bir enflasyon muhasebesi uygulama biçimi öngörülmüştür. Önce bir defaya mahsus olmak üzere kısmi ve geçici nitelikte yetersiz bir yeniden değerleme uygulaması ile yetinilmiştir. 1984 yılından itibaren de 4.12.1984 tarih ve 3094 sayılı kanunla bu kısmi uygulamaya bir süreklilik getirilerek 17.12.2003 tarihine kadar şirket bilançolarına dahil amortismana tabi varlıklar ve bunların birikmiş amortismanlarının yeniden değerlemesi uygulamasına devam edilmiştir.

17/12/2003 Tarihinde kabul edilerek 30.12.2003 tarih ve 25332 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 5024 sayılı “Vergi Usul Kanunu, Gelir Vergisi Kanunu ve Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik yapılması Hakkında kanunun” 2. maddesi ile 213 sayılı Vergi Usul Kanununun Mükerrer 298. maddesi değiştirilerek enflasyon muhasebesinin kapsamı da aktif/pasif , parasal olmayan tüm varlık ve kaynakların oluşacak belirli şartlar dahilinde yeniden değerlemesi şeklinde değiştirilmesi yoluna gidilmiştir.

Fiyatların sürekli değiştiği enflasyonlu ortamlarda tarihi maliyetlere dayalı geleneksel muhasebenin ürettiği bilgiler ve bu bilgilerin sunulduğu mali tablolar önemlerini yitirmektedir. Bunun nedeni geleneksel değerleme yöntemlerinin değişen para değerini dikkate almamasının bir sonucudur. Fiyatların değiştiği koşullarda genel kabul görmüş muhasebe ilkeleri yetersiz kalmaktadır. Fiyatların değiştiği bir ortamda paranın nominal değeri aynı kalmakla beraber, mal ve hizmet satın alma gücü azalmaktadır. Ölçü birimi olarak farklı satın alma güçlerine sahip eşdeğer olmayan para birimlerinin kullanılması ise muhasebe bilgilerinin homojenliğini bozmakta ve işletme ilgililerine yanıltan bilgilerin sunulmasına neden olmakta, bu bilgilere dayanılarak alınan kararlarla işletmelerin devamlılığı tehlikeye sokulmaktadır.

Enflasyonun mali tablolar üzerindeki etkisi, tabloların homojenliğini bozması, bilançolardaki aktif değerleri geçersiz kılmak ve gelir tablolarında enflasyon karlarının oluşması şeklinde özetlenebilir. Bu etkiler işletmelerin yanlış vergilendirilmesi, yanlış maliyet hesaplanması, yanlış yorumlar ve yanlış işletme kararlarının alınması sonuçlarını ortaya çıkarır.

Türkiye’de enflasyonun mali tablolar üzerindeki etkileri yasal düzenlemelerle azaltılmaya çalışılmış ve Yeniden Değerleme(VUK mük.Md 298), Azalan Bakiyeler Yöntemine Göre Amortisman(VUK mük.Md.315), Duran Varlık Yenileme Fonu (VUK Md.328,329), Alacak ve Borç Senetlerinin Reeskontu(VUK Md 281,285), Finansman Fonu(KVK Mük.Md.8), Gayrimenkul ve İştirak Satışlarından Doğan Karın Sermayeye İlavesinde Vergi İstisnası(KVK ya 4108 sy.Kanunla eklenen geçici md.23/A), Maliyet Bedeli Arttırımı(GVK md.38,39), Stok Değerlemede LIFO yöntemi(VUK md 274,275), Araştırma ve Geliştirme Fonu(KVK md.14), Yatırım İndiriminde Endeksleme(GVK ek md.4), Gider Artış Fonu ve istisna maktu tutarlarının her yıl yeniden değerleme oranı kadar arttırılması ve vergi tarifelerinin yeniden düzenlenmesi gibi müesseseler ile giderilmeye çalışılmıştır. 

Kendilerine düşen sorumluluğun bilincinde olan Muhasebeciler, ekonomik gerçeklerin mali tablolara yansıtılabileceği yeni muhasebe modelleri arayışı içerisine girmişler ve Fiyatlar genel seviyesi modeli , ikame maliyeti modeli gibi modeller ortaya konularak üzerinde çalışılmış ve hala da birbirine göre sakıncalı olan taraflarını bertaraf etmek için bu iki modeli birbirine entegre etme ve böylece fiyatlar genel seviyesi ve ikame maliyeti muhasebe modellerinin birlikte kullanılabileceği, böylece fiyatlar genel ve özel seviyelerindeki değişmelerin birlikte ele alındığı entegre bir modelin teorik/kuramsal esasları tartışılmaktadır.

Enflasyon muhasebesi ile ilgili olan V.U.K nun Mükerrer 298. maddesi değişmeden önce nasıldı?

Değişmeden önce madde başlığı “Yeniden Değerleme” idi (19.2.1963 tarih ve 205 Sayılı Kanunun 26. maddesiyle eklenen ve 4.12.1984 tarih ve 3094 sayılı Kanunun 1. maddesi hükmü olup, 25.03.1987 tarih ve 3332 Sayılı Kanunun 16. maddesi ile madde numarası değiştirilmiştir.) 1984 yılından beri yürürlükte olan yeniden değerleme uygulaması ile ilgili olarak VUK Mükerrer 298. maddesi değişmeden önce aynen şöyle derdi;

“Bilanço esasına göre defter tutan Gelir ve Kurumlar Vergisi Mükellefleri, (kollektif, adi komandit ve adi şirketler dahil) bilançolarına dahil amortismana tabi iktisadi kıymetleri ve bu kıymetler üzerinden ayrılmış olup bilançolarının pasifinde gösterilen amortismanları, her hesap dönemi sonu itibariyle aşağıdaki şartlarla yeniden değerleyebilirler. Şu kadar ki, İktisadi Devlet Teşekküllerinin yeniden değerleme yapmaları zorunludur.”

V.U.K nun Mükerrer 298. maddesi 30.12.2003 tarih ve 5024 sayılı kanunla değiştikten  sonra nasıl oldu?

Değiştikten sonra madde başlığı “Enflasyon düzeltmesi ve yeniden değerleme oranı” oldu Ve değiştirilen kanunun mükerrer 298. maddesi şöyle diyor; “Mali tablolarda yer alan parasal olmayan kıymetler aşağıdaki hükümlere göre enflasyon düzeltmesine tabi tutulur.

Kazançlarını bilanço esasına göre tespit eden gelir ve kurumlar vergisi mükellefleri fiyat endeksindeki artışın içinde bulunulan dönem dahil son 3 hesap döneminde % 100 den ve içinde bulunulan hesap döneminde % 10 dan fazla olması halinde mali tablolarını enflasyon düzeltmesine tabi tutarlar. Enflasyon düzeltmesi her iki şartın birlikte gerçekleşmemesi halinde sona erer.

Kapsama giren mükellefler, geçici vergi dönemlerinin sonu itibariyle mali tabloları düzenlemek ve enflasyon düzeltmesi yapmak zorundadırlar.....”

Yukarıdaki şartlara göre kazançlarını bilanço esasına göre tespit eden gelir ve kurumlar vergisi mükellefleri son 3 hesap döneminde fiyat endeksindeki artışlar %100 den ve ilgili hesap dönemlerinde de % 10 dan fazla olduğu için  2003 yılında ve 2004 yılında enflasyon düzeltmesi yapmak zorundadırlar.  2004 sonuna kadar hiçbir şekilde düzeltme yapmayanlar 31.12.2004 bilançolarını çıkarmadan evvel öncelikle 2003 yılı bilançolarını enflasyon düzeltmesine tabi tutarak ilgili düzeltme muhasebe kayıtlarını geçecekler ve daha sonra bunun üzerine çıkarılmış olan 2004 yılı bilançolarını enflasyon düzeltmesine tabi tutacaklardır.

----.-----

1984 yılından beri işini iyi bilen Muhasebe yada Mali İşler Müdürlerine sahip işletmeler bilançolarının aktifindeki amortismana tabi Varlıkları VUK mükerrer 298. maddeye istinaden devletin verdiği yeniden değerleme yüzdesine/oranına göre yeniden değerleyerek (ki bu çok basit bir muhasebe kaydıdır) yüksek enflasyonlu dönemlerde şirket varlıklarını enflasyona boğdurmamışlardır. Yeni çıkan kanunla birlikte yapılan enflasyon değerlemesi sonucu enflasyon karı oluşmayarak yada çok cüzi bir enflasyon karıyla bilançolarını değerlemişlerdir.

Başından beri değerleme yapmayan diğerlerinin durumu ise 30.12.2003 tarihinde RG yayınlanan 5024 sayılı kanunla daha da açıklık kazanmıştır. Neden ? Çünkü zamanında yeniden değerleme yapılmayarak enflasyondan kaynaklanan değer kayıplarını karşılamak için bir fon oluşturulmaması ve bu oluşturulan fonların şirket sermayesine ilave edilmeyerek şirketin sermaye yapısının güçlendirilmemesi, yani enflasyondan dolayı erimiş(tarihi değerleriyle kalmış) bir varlık ve sermaye yapısı ile şirket hayatının idame ettirilmesi sonucunda, 30.12.2003 tarih ve 5024 sayılı kanunla enflasyon değerlemesi yapmaları zorunluluk halini aldığından, zamanında Amortismana tabi varlıklarını ve birikmiş amortismanlarını değerlemeyip sermayelerine ilave etmeyen şirketlerde top yekun değerleme sonucunda anormal değer artışlarından kaynaklanan anormal derecede yüksek vergiler ortaya çıkmıştır.. Dikkat edilecek olur ise bu kanundan dolayı özellikle gerçekte varlık yapıları güçlü fakat buna mukabil sermaye yapıları enflasyondan dolayı güçsüz kalmış şirketlerde bariz bir şekilde yüksek vergi çıkmıştır.

Kılavuzu karga olan patronlara/iş adamlarına Allah sabır versin... Geçmişte yapılmayan enflasyon muhasebesi işlemlerinden dolayı çok vergi ödediler....

14.6.2005 Adnan Şişman SMMM,

Geri   Back

 

YORUM EKLE

Adınız:E-mailiniz:

Yorumunuz